9 Kasım 2011 Çarşamba

mahalle teksasa döner, teyze oğlu silah, enişte de balta kuşanır

çocukluk dönemime denk gelen bi olay vardı, dün akşam tekrardan uzun uzun konuşuldu bu mevzu. atraksiyonu bol sülaleyiz, olayımız bitmez aslında, her birimizin başına açtığı belalar hem pistir hem de komiktir. teyzemin oğluna çatmıştı o zaman olaylar. yeni evlenmişti, nerden baksanız on sene evvelin mevzusudur. abim evleneli daha birkaç ay oldu, mahallenin gençleriyle ters düştüler, sebebi ise aynı sokakta dahi oturmayan beş altı gencin gece yarısına kadar onların sokağın köşesinde oturup küfürlü ve gürültülü konuşmaları. abim normalde yumuşak adamdır, amma sinirlendi mi, gözü bir dönüverdi mi de tersi pistir. birkaç kez bu elemanları uyarmış güzellikle, elemanlar arsız ve man kafa anlamamışlar olayı, habire devam ediyorlar gelmeye. en son abim çıkıp bunlara atar yapınca, içlerinden biri "mahallenin tapusunu mu aldın lan!" demiş. e o noktada sokağa çıkıp hadlerini bildirmek lazım değil mi? abim de aşağıya inerken rahmetli eniştemin bastonu kavramış eline, bi arbede yaşanmış, gençler kaçarken abim o atarlanan delikanlının omzunda parçalamış eniştemin bastonu, tabi elemanın omuz da kırılmış iki yerinden.
ertesi gün mahalleye bu elemanların arkadaşları gelmiş, eller sopalı. yengem arayıp haber veriyor durumu ve benim rahmetli büyük dayı el atıyor olaya. abime vermiş beylik silahını "al yanında bulunsun, lazım olur" diyerekten. abim mahalleye ayak basar basmaz delikanlılar boy göstermiş göstermesine de, bizim abi de doldurmuş şarjörü gözlerinin önünde sıkmış havaya bir el. çil yavrusu gibi dağılmış bebeler. aradan iki ay geçmiş ancak bu iki ayda da bizim enişte gündüz uyuyor gece bir elinde balta bir elinde satır dolanıyor mahallede. biri denk düşse doğrayacak adam, her zaman derdi zaten "bana hapiste bakan olur, alışığız biz o damlara" içeri girmişliği vardır, gözü karadır eniştenin de sağlığında görseniz "melek yahu bu adam, nur inmiş suratına, hayatta bulaşmaz belaya" derdiniz. ancak dışı sizi, içi de bizi yakar. zamanının en meşhur insanlarındandır yaşadığı semtte, kurdu kocamış sandılar ama üfüüüü o o zamanlar kuzuları doğramakta kararlıydı da neyse ki Allah korudu. bu iki ay geçtikten sonra abim vermiş silahı dayıya, tabi mahallede de kuru sıkıydı o tabanca muhabbeti almış başını yürümüş.
hal böyle olunca ateşli delikanlılar tekrar dayanmışlar mahalleye, ellerinde sopalar. enişte çıkmış yine bir elinde balta bir elinde satır abim işten gelene kadar dağıtmış kuzucukları ortadan. bizim ihtiyar eniştenin elinde baltayı gören kaçmış evine. e tabi delikanlılığın onda dokuzu kaçmaktır di mi? o arada yengem yine aramış abimi, dayımla abimin iş yerleri yakındır, dayım da sunmuş beylik tabancasını hizmete. daha abim işten çıkmamışken enişte aramış "oğlum sen bana bi av tüfeği alıver, yatırayım hepsini yere, yaşlandık artık tabancayla nişan alamam da saçmayla dinine imanına okurum ben onların" diyerekten silah siparişi veriyor. enişte koymuş kafaya kanla bitecek olay, ya doğrayacak ya da vuracak domdom kurşunuyla. hapise girmekten yana bir sıkıntısı yok, zaten senelerce yatmışım diyor "ekmek elden su gölden" diyerek olayı tatlılaştırıyor. adam neredeyse özledim o yılları diyecek. gece abim eve geliyor, eniştem satır ve baltayla sokakta tur atıyor tabi, asayiş berkemal. eve geçiyorlar falan, oturuyorlar aile saadeti içerisinde ama dayının beylik silahı da orta sehpanın üstünde.
resmen herkes cephanesini kuşanmış, en yakınına koymuş tetikte bekliyor. abim hep bu olay hakkında "benim karım, kız kardeşim, anam var evde, yarın kalkar laf atarlar, gece yarısı edepsiz edepsiz konuşuyor hergeleler" der, aslında haklı da. baştan adam gibi uyarılmışlar ama illa kötekle uyarıcan bunları ya, illa birine birşey olacak ya, neyse ki omzu kırılan eleman dışında kimseye bir zeval gelmedi. şanslılar ki, evde bir tüfek yok, eğer olsaydı bizim enişte balkonu kendisine menzil yapar tek tek avlardı gece vakti adamın kandan korkusu beladan kaçarı yok. her neyse, o gece o elemanlardan omzu kırılan, atarlanan çocuğun babası gelir eve. abime sorar durum nedir diye, abim der "aha bak tabanca burda, ben kitabımın üstüne yemin verdim, karşıma çıkanın kapıma dayananın sıkacam alnına" enişte bakar adama "bildin mi sen beni, senin babanı kumar borcuna rağmen sağ bıraktılarsa, komşumdur, hısmımdır dediğim için" bizim enişte zamanının en iyi kumarbazlarındandı, o alemlerde sözü geçen adammış, öyle anlatır mahalle ahalisi.
delikanlının babası eniştemi tanıdıktan sonra, bi de abimin ettiği iki çift laftan sonra çeker bu elemanların kulaklarını, 18lik yeni yetme bebeler de giderler cilli oynarlar bi daha, bu dava da kansız biter.

3 kişi olaya son noktayı koymuş:

Yılmaz Barış dedi ki...

hangi semtti orası...

Cherry dedi ki...

soğanlı mahallesi, etibankın altı

Yılmaz Barış dedi ki...

geçerken dikkatli olmak lazım...

 
↑Yukarı