18 Kasım 2011 Cuma

kadına şiddet; dayak, tecavüz, cinayet

istatistiklere baktım az önce, grafiklerde kadına yönelik şiddetin ne derecede artmış olduğunu gördüğüm an tiksindim, kapattım sayfaları. içim kaldırmadı açıkçası falanca sebeplerden ötürü hemcinslerimin yediği dayağın, kurban gittiği törenin, uğradığı tecavüzün grafiğini incelemeyi, dayanamadım, midem bulandı zorbalıktan, yobazlıktan. kapattım ve ana haber bültenlerine konu olanlardan, aklımda kalanlardan yazmak istedim, aklımın yettiğince.

koca dayağı; sadece küçük semtlerde, eğitim alamamış erkeklerin eşlerini dövmesi, hakaret etmesi olarak algılamayın. bu çok eğitimli, zeki, ayakları üstünde duran bir kadının da başına gelebilir ve dışarıdan baktığınızda çok modern, iyi eğitim almış, kariyer sahibi ve maddi açıdan refah sahibi erkeklerin de eşlerine karşı kötü tavrı olabilir. bazen çok iyi eğitim almak, kariyer sahibi olmak, zengin olmak, modern olmak adam olmaya yetmiyor ne yazık ki, içte taşınan çürük içgüdüye engel olamayan bütün erkekler bunu yapabiliyor. kadınların bir kısmı gerekli tedbiri alıyor, bir kısmı da aradaki çocuğa kıyamadığı için sessiz kalıp bu eziyete göz yumuyor. kadın terkettiğinde yemin billah ederek bir daha yapmayacağına söz veren erkek, daha sonra bu sözünü tutmuyor, yobazlığına kaldığı yerden devam ediyor.

baba-abi dayağı; "kızını dövmeyen dizini döver" mantığından yola çıkan ebeveynler, en ufacık şeyleri bahane ederek kız evladını döverek dize getirmeye, kendi minik aklınca kötü yola düşmesine engel olmaya çalışıyor. o evlatlar dayaktan her ne kadar korksa da bir süre sonra dayak arsızı oluyor, et acıyor tabi elbette ama kalbi yaralanıyor, babaya ve abiye karşı öfke duymaya başlıyor. bu öfke zamanla nefrete dönüşüyor ve kız çareyi gözü biraz açılınca evden kaçmakta yahut da önüne çıkan ilk kişiyle huyu nedir diye bakmadan evlenmekte buluyor. bu çoğu zaman yanlış bir evlilik oluyor ve ebeveynin yaptığı tek bir yanlış, evladın da yanlış yapmasını, ebeveynden de nefret etmesini tetikliyor.

sevgili dayağı; buna tahammül eden hemcinslerimi hiç anlamam. bir noktaya kadar tahammül edip, sonradan adamdan ayrılanların da bir kısmı aynı sevgilinin kendisini öldürmesi ya da yaralamasıyla son buluyor ya zaten. görüyoruz haberlerde, okuyoruz gazetelerda hani "çılgın aşık, kendisini terkeden sevgilisini bıçakladı" başlıklı haberleri. aslında "ruh hastası adam, kendisine tahammül edemeyen kadını bıçakladı" olmalı değil mi başlık. ama canlarım, aldanmayın siz sevgilinizden yediğiniz tokatın ardından kapınızda yatmalarına, özür dilemelerine, ağlamalarına. daha sevgiliyken bunu yapmaya cüret eden adam, ileride neler yapmaz değil mi?

taciz; erkeğin iğrençleşebildiği son noktalardan biri. mantıklarına göre, dekolte giyinen, makyaj yapan, kendine bakan, modern kadın bunu hakediyordur, çünkü tahrik ediyordur. adamlar biz çük beyinliyiz, her şey bizi tahrik edebilir böyle pis nefsimiz var işte demiyorlar da, tahrik oluyoruz diyorlar. iradesizlik ve iğrençlik bir arada.

tecavüz; bir erkeğin iğrençleşebileceği en son noktadır. kendisiyle birlikte olmak istemeyen kadınla zorla cinsel ilişkiye girmesi. öyle de bir yargı sistemimiz var ki, tecavüze uğrayan kadına "kendini savunabilirdin" diyor, olmadı zaten en kötü ihtimalle kadının tevacüzcüsüyle evlenmesi şartıyla adam ceza almıyor. NE ACI! yani, ben tecavüze uğradım desen ya adamla evleneceksin, ya da adam üç beş ay yatıp çıkacak, olan senin psikolojine olacak. ha bir de "kendini koruyabilirdin" durumu var, sayın hakimlerimiz, dilerseniz siz gözü dönmüş, hayvanlaşmış bir erkeğe nasıl karşı koyabileceğimizi gösterin yahut da kadın eline geçirdiği herhangi birşeyle adamı yaralar ya da öldürürse "aferin kızım kendini korumuşsun" diyerek ceza vermeyin oldu mu?
tecavüz mevzusunun bin kat daha iğrençleştiği bir durum var. erkeğin, kendi öz kızına, üvey kızına, kardeşine, yeğenine, kuzenine, yengesine vs. aile ve akrabalık bağı olan birine tecavüz etmesi ve dahası, tehdit ederek ensest ilişkiye zorlaması. eğer bir baba kendi kızına tecavüz etme hayvanlığını gösteriyorsa, sözün bittiği yerdir orası. yapılanın tanımı yok henüz hakaretler sözlüğünde, adama takılacak bir sıfat gelmedi aklıma, gelirse yoruma yazın olur mu? bu vahşet aslında çok genç kızımızın, çok kadınımızın başına gelse de yine de korktukları, tehdit aldıkları için pek fazla şikayet eden olmuyor, olamıyor. çünkü devlet kadını korumakta yetersiz, eğer kendi ayakları üzerinde durabilecek bir kadının başına geliyorsa bu, evinden ayrılıp kendi hayatını kuruyor, çocuksa korkup susuyor. ancak psikolojisinde ve ruhunda kapanmayacak yaralar açılıyor, acı verici. dediğim gibi, sözün bittiği, sapık ruhun iyice vahşileştiği nokta. Allah ıslah etsin!

töre; cinayet, berdel, başlık parası karşılığında küçücük kızların babaları yaşındaki adamlarla evlendirilmesi. sevdiğine kaçan, evlenen kız "töre" başlığıyla öldürülür, evlenmiş olmaları bile durumu değiştirmez ne yazık ki. örümcek beyinli aileler halen daha namusun silah ve cinayetle korunabileceğine, temizlenebileceğine inanırlar ve bir de töre cinayetlerinin cezasının indirimi yapılır Türk mahkemelerinde. berdel de bir o kadar ölmektir kadın için. ölen kocasının kardeşiyle evlendirilmek, abi ya da kardeş bildiği kişiyle aynı yastığa baş koymasını beklemek. dur be cehalet artık, dur! maddi güçlük çeken aileler, yüklü para karşılığında evlendirirler ya küçücük kızlarını koca koca adamlarla, gelinlik giydirirler ya, bir de o koca adam küçücük kızın kendisine kadınlık yapmasını bekler ya, adına da çaresizlik derler ya hani, hay ben sizin aklınızı fikrinizi e mi? bakarsın aileye, maddi olarak kötüdür durumları ama adamın en az 6 çocuğu vardır, yapma o zaman o kadar çocuk be kardeşim, hayatında mı duymadın doğum kontrol yöntemlerini. ulan sağlık ocakları bedava dağıtıyor biliyor musunuz hapları? çok bakabilecekmişsin gibi o kadar çocuk yapmanın alemi ne, sonra içlerinden en büyük olan kızı verirsin kendinle aynı yaşta bir adama eş diye değil mi? hay ben senin örümcek beynini, ben senin cehaletini!

namus cinayeti; siz çünkü öldürmeden, kan akıtmadan temizleyemiyorsunuz namusunuzu değil mi? illa ölmesi lazım o kadının, gidip kendisine bir hayat kurması da işi değiştirmez, hani gitse, ölmüş farzetseniz ama ölmese olmaz değil mi? çünkü siz onu öldürünce mahalle ahalisi, eş dost akraba, vay yiğide bak temizledi namusunu diyecek, madalya takacak ya size, bravo. devletin koruması bu durumda da yetersiz elbette. izlemiştim haberlerde, bir kadın polise başvurup koruma istiyor, kadın öldürülüyor ve aradan 3 ay geçtikten sonra polis "şikayetiniz varmış" diyerek kapıyı çalıyor. komik ve trajik değil mi?

anne cinayeti; bunu hele hiç anlamıyorum. nasıl bir caniliktir, bir bilezik ya da üç kuruş para uğruna evlat annesine nasıl kıyar, hele bir de cesedini nasıl parçalara ayırıp çöpe atabilir. içinde insanlık olan biri nasıl annesine bunu yapabilir. aklım mantığım almıyor yaşadıkları psikolojiyi, tiksinerek burada son vermek istiyorum.

kadın her ne yapsa suçlu durumda artık toplumda, eşinden, çocuğundan, abisinden, hiç tanımadığı bir sapıktan, babasından, amcasından vs. şeklinde uzar gider bu sıralama da, her gün, çeşitli şekillerde şiddete maruz kalıyor. ne kadar kampanyalar, yürüyüşler yapılsa da ne bu cinayetler, tecavüzler duruyor, ne kadının gözünün yaşı diniyor. belki de en sağlıklı hareket toplumdaki bu hastalıklı ruhları teşhis edip tedavi etmektir. ve daha çok kadın sığınma evi. ama yetkililer artık bu gidişata bir dur demeli.

2 kişi olaya son noktayı koymuş:

bazenböyleyim dedi ki...

allah belasını versin hepsinin. bunu yaşayan bir insan olaraktan ne olduğunu ancak yaşayan bilir diyorum sadece.

işin komik ve boktan kısmı da bunu yaşayan kadınların toplum tarafından etiketlenmesi, dışlanması, yaftalanması.
çok yazık!

Cherry dedi ki...

@bazenböyleyim: bizim toplumumuz sarılması gereken yaraya aldırış etmez böyle durumlarda, kadın şiddet görüyorsa ya da tecavüze uğruyorsa mutlaka haketmiştir mantığı hakim. çok acı! bizim neslimizden de pek ümitli değilim ama bizden sonrakiler umarım bu kodu bozuk dnaları taşımazlar.

 
↑Yukarı