14 Aralık 2011 Çarşamba

karışma artık evren, gönül meselelerim benim sorunum!

ben paranoyak olmayayım da kim olsun? hani bahsetmiştim ya size pazartesi günü mektup vermeye çalışan birinden. hah işte bu eleman, hayır mektubunu istemiyorum yanıtından birşey anlamamış olacak ki, dün ve bugün de çıktı karşıma. dün sabah mağazanın kapısından baktım dışarı, birine birşey söylüyorum bu salak sırıtıyor merdivenden "günaydın kolay gelsin" diyerek. çevirdim kafamı, görmemiş gibi davrandım.
bu sabah ta işe gidiyorum, sabahın daha kör saati, tam her sabah kahve içtiğim pastaneye 10 adım kaldı bunu gördüm yine yolda. görmemiş gibi yaptım "resmen görmemezlikten geliyorum, peşimden gelecek değil ya" diye düşünerek gittim bizim pastaneye. kahvemi aldım oturdum dışarıya sigaramı ararken bu mal dibimde bitti. "günaydın, oturabilir miyim?" diyor. dedim içimden şimdi şurda ilerdeki sivil polis arkadaşlardan birine seslensem senin oturan taraflarına öyle bir zeval verirler ki aklın almaz diye geçirdim içimden. "hayır" dedim, defolup gitti. o sırada da bankadan bi abla geldi yanıma, allaam dedim çok şükür, cesaret edemez şimdi buraya yeniden gelmeye.
bizim abla da başlamaz mı sabah haberlerde izlediği, belalısının kezzap attığı kadının dramından. oy dağlar nerelere gidem ben şimdi dedim. içimdeki hazır paranoyak başladı vırvır ötmeye, ya sana kezzap atarsa, ya manyaksa, ya ruh hastasıysa... diye. kurdum da kurdum, sarardım soldum resmen. mesai saati gelince gittim mağazaya, daha bismillah yeni girdim içeri bu gerzek yine mağazada bitiverdi. yahu adam anlamıyor istemiyorumdan hayırdan falan. o dakka dedim kızım sen buldun belanı diye. arsızın önde gideni öyle böyle değil. bakalım yarın sabah ta gelecek olursa eğer söyleyeceğim bizim sivil arkadaşlara, bir uyarsınlar malı.
daha bir hafta bile olmadı doğru düzgün sevgili bulamadan girmeyeceğim 2012ye diyeli değil mi? evren yine yaptı yapacağını anlaşılan. bu sözümü de yanlış anlamayı başardı. madem sen sevgilin olmazsa 2012ye girmeyeceksin al sana yapışkan mı yapışkan, uyuz mu uyuz, arsız mı arsız bir kısmet dedi. şaka gibi ya, resmen şaka gibi. ben mavi-yeşili kastetmiştim sevgili evren, alooooo duydun mu beni? hayır madem senden istediklerimi doğru düzgün anlamıyorsun ve çürük sonuçlar çıkıyor ortaya, bırak unut gitsin, ben başımın çaresine bakarım. bundan sonra daha da elleşme benim aşk mevzularıma, o artık benim sorunum.

2 kişi olaya son noktayı koymuş:

Adsız dedi ki...

"kisinin istemedigi ot burnunda bitermis" ya,o hesap olmus bu.hayat boyle iste ,mavi-yesil elinde iphone,kafasini telefondan kaldirmaz,sen de onun icin dua ederken,ne oluyor? postaci ekrem kapiya dayaniyor,mektup vermeye calisiyor sonra.ey guzel Allah`im ..

bu devirde paranoyak olmak kadar dogal bir sey olamaz herhalde.her gun izledigimiz haberlerde,okudugumuz gazetelerde neler var neler.al iste subliminal mesaj dedikleri aslinda budur.evet bu.bilincaltimiz hep bu olaylara doldu tasti.o kadar dolu ki,yok bilmem ne filminin kucuk bi yerinde gecen yazili veya cizili mesajlar bizi etkilemez alimallah.

yok bugun anladim ben wodkaenerji,benim de bir blog acmam gerekiyormus."anlatacaklarim var hakim bey dinleyin!" diye ciglik atasim geldi simdi.

sozlukdasdik,blogdas da oluruz yakinda artik.

sevgiler

anaksunamun ;)

Cherry dedi ki...

umduğunu değil bulduğunu derler ya, hayır ben umduğumu istiyorum bana ne ya :) ayrıca blog açınca mutlaka benim haberim olsun, candır blog, yazdıkça rahatlarsın canım benim :)

 
↑Yukarı