facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2011 Salı

yani şaka gibisin evren ha!


her gün, defalarca kez feysbukumu kontrol ediyorum mutlaka. bi sorun neden diye? mavi-yeşil beni feysbuktan bulmuş eklemiş mi diye umutla bakıyorum, ama yok. hele o mesaj kutucuğunun üstünde mesaj olduğunu belirten rakamları görünce kalbim çarpıyor falan, açıyorum bakıyorum, yıkılıyorum tabi. çünkü gelen mesaj ya yeğenimden, ya teyzemden ya da burnumda biten istemediğim birkaç ottan. yok aşıkmış da, seviyormuş da, ne yapayım ben senin sevgini, mavi-yeşil beni sevmedikten sonra. söyler misin ne yapabilirim yani.
lise öğrencisi kuzenimin bile "ayyy abla yaa çocuk benden hoşlanıyormuş, bilmem kaç yüz tane cemre arasından arayıp ta beni bulmuş biliyo musunn" tarzında muhabbeti var, benim adım soyadım, çalıştığım firmaya kadar bütün bilgilerim o salak sitede kayıtlı olduğu halde mavi-yeşilden tık yok. onun yerine nerede zerzavat reyonundan itina ile seçilmiş tipler var onlardan gelen mesajlarla dolup taşıyor gelen kutusu. bazılarını okumaya bile yoruluyorum, yazık bir de adamlar ciddi uğraşmış oluyorlar, duygusal acıklı şeyler yazıyorlar falan. çakallara bak can evimden vuracaklar ya ondan hep. bu işlerle uğraşacaklarına mavi-yeşilin kankaları olduğunu söyleseler daha çok severim kendilerini.
gerçekten dünyanın adaleti yok. bakıyorum, hatunun cillop gibi sevgilisi var, kızın kapısında köpek modunda ama kız "ayyy baydı bu da zırt pırt arıyooo" diyor yahu inanabiliyor musunuz? bulan var bulamayan var, birinden ümit bekleyen medet uman var ki bu devirde aklı başında ve yakışıklı erkek gördünüz mü nimet muamelesi yapacaksınız. tabi o kadar apaçi ve çevik kuvvet polisi size de duygularını açsa olur olmaz yerde, siz de aynı ben gibi düşünürsünüz yekparelerim. öperim herkesi, kucak dolusu sevgiler :)

1 Kasım 2011 Salı

aklımdaki sevgili profiline tam uyuyorsun mavi-yeşil

sabahın köründe, her zamankinden daha fazla özen gösterdim görüntüme bugün. makyajımı kusursuz yaptım, saçlarımı dakikalarca taradım falan ne için ama, koskocaman bir HİÇ için. halbuki bugün çok güzel olacaktım, mavi-yeşili görecektim, birbirimize gülümseyecektik, yeni bir aşk doğacaktı, bir süre ağzım bir karış açık aklım havalarda gezecektim ortalarda, buraya hep mavi-yeşili yazacaktım, belki de nankörlük yapıp bloğa arada bir yazacak bütün zamanımı mavi-yeşile ayıracaktım. söyle blog, sen mi beddua ettin ha, aklımı mı okumaya başladın artık! ama bütün hayallerim her zamanki gibi yerle bir oldu. bütün gün, pasajın bütün çıkışlarına baktı gözlerim, tuvalete bile gitmedim yahu, ben yokken geçerse diye. ama ne oldu, mavi-yeşil yoktu ortalarda tabi ki. salak kafam, yarın görürüm belki diyerek kendi kendini teselli etmeye çalışıyor. çok mu şey istiyor ki kalbim, sadece bir tanışalım, kaynaşalım istiyor işte.
halen daha mavi-yeşil hayaller kuruyorum. çok zor değil, sadece birbirimizle konuşmak zorunda olduğumuz bir yerde karşılaşalım. bir saniyecik ya, sadece birbirimize soru sormak zorunda kalalım. ondan sonra onu gördüğümde bir "merhaba" demeye hak kazanmış olurum. bu tanışma mevzularında zaten hep bahtsız oldum, adamla aylarca birbirimizi keseriz, tanışma mevzusunda tıkanıklık olur, ondan sonra hoop herif sevgilisiyle geçer gözümün önünden. adalet mi bu? zaten 13 yaşındaki kız çocuğunun tecavüze uğradığı ve yargının kendi isteğiyle olmuştur, istese karşı koyabilirdi pekala dediği bir ülkede adalet sorgulaması yapmam mantıksız. ama işte, farkında olmayarak aklımda çizdiğim profile bu kadar uygun bir adamı ellerimin arasından kaçırmak istemiyorum. ben yarimi, ellere yar etmek istemiyorum. sanırım artık sinirlerim kaldırmaz bunu. dua edin nolur olur mu, mavi-yeşil de adam olsun gelsin konuşsun artık.
yani bugün uzun uzun düşündüm, bari adını bilseydim facebooktan arar bulurdum bu elemanı, anlatırdım böyleyken böyle işte sen aklımdaki sevgili profiline tam uyuyorsun diyerekten. ama dedim kızım napıyorsun sen, önce erkeğin gelip konuşması lazım. adamın aşkından ölsen bile eğer sen ona gidip sevdiğini söylersen en ala kaşar olursun, önüne gelene yazan kız olursun. gel gelelim durum böyle değil işte, kişisel facebook hesabımı her gün kontrol ediyorum, her gün birsürü çevikkuvvet polisinin arkadaşlık isteğini reddediyorum ama bir türlü o adamın talebini göremiyorum. ama, tüm bunlara rağmen ve hayatımda ilk kez eğer konuşmayı becerebilirsem ya da nefes almayı unutmazsam anlatırdım bu adama olan hissiyatımı diye düşündüğümde de bu tabu çarpıyor suratıma. ne acı değil mi, seviyorsan git konuş derler bir de. gideyim konuşayım da dedikodu alsın başını yürüsün değil mi?
şimdilik yapabileceğim tek şey bol bol dua edip, mavi-yeşilin gelip konuşmasını beklemek. elimden başka birşey gelmiyor, yani adamı iş yerine kadar takip edip nerede çalıştığını öğrendikten sonra çiçek falan yollayacak değilim herhalde. facebooktan ekleyemiyorum, adını bilmiyorum. bilsem de tabular ve yazılı olmayan kurallar yüzünden yine ekleyemiyorum hayır her türlü bu adamı ekleyip tanışma kaynaşma operasyonuna girmeyeceksem, bu facebook ne işe yarar ki? ooofffff oooffffff zalımsın dünya, vicdansızsın mavi-yeşil.
 
↑Yukarı