ani ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ani ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2012 Perşembe

en çok ani ölümler etkiliyor insanı bu hayatta

insan ani ölümler karşısında tepkisiz kalıyor. bu akşam karşı komşumuz, hem de uzak akrabamız Hüseyin abinin ölüm haberi karşısında ilk anda tepkisiz kalmış olmam gibi. daha bu sabah, hadi en uzak dün sabah selamlaştığım insanın ölüm haberini almak biraz tuhafıma gitti açıkçası. dünyanın ölünebilen bir yer olduğunu bir kez daha hatırladım. ve bu akşam cenaze evinde yaşlıca bi teyzenin -kim olduğuna dair en ufak bi bilgim bile yok- şu sözleri çakıldı kaldı aklıma. "hepimiz kendi çukurumuzu doldurmak için yaşıyoruz" demişti kadın. bir yerde de öyle, çok doğru ve çok haklı. doğduğumuz andan itibaren, önce büyümenin mücadelesine giriyoruz. sonra büyüyünce dost, düşman, iş, para, kariyer vs.. sahibi olabilmenin mücadelesi. en nihayetinde de ölümü görüyoruz-göreceğiz, ki bir çukuru doldurup, belirli bir süre sevenlerimizin içinde acı bırakacağız.
hayatta en önem verdiğim şeylerden biridir cenazelere gitmek. bak şimdi, her evden gelin çıkmaz, her eve gelin gitmez ama her evden cenaze çıkar. insanın acılı gününde yanında olabiliyorsan eğer, gerçekten komşusu, dostu, akrabası olabilmeyi başarmışsındır. sen var da gitme düğününe bayramına, eğer o evde yas varken yalnız bırakmayıp gidebiliyorsan, hal hatır sormanın dışında üzerine düşeni yapabiliyorsan ne alâ. ama oraya sadece "dostlar alışverişte görsün" hesabı laf olsun diye gidiyorsan, hani açıkça söylemek gerekirse ne ölüye ne de yasta olana karşı saygı gösteremiyorsan hiç gitme güzel kardeşim. sevmem cenaze evinde saygısızca davrananları. en yakınım bile yapsa bu saygısızlığı uyarırım, hatta kolundan tutar çıkartırım.
benim iki misli yaşımda, benden çok çok daha fazla ölüme tanıklık eden insanların bu "yasa saygı" durumundan bihaber, tuzsuzca davranmasına da deli oluyorum. en basit örneği, gidildi bu akşam hüseyin abinin evine, baş sağlığı dilendi çocuklarına ve eşine ki en büyük oğlu babamla akrandır, oturuldu evin bahçesine. yanımda iki kızı, bir komşum var. torunları çay ikram ediyor gelenlere, bir bardak çayı zorla içtim, o da "ablam iç hatrım için" diyen en büyük kızının hatrına. komşumuz olan ve annemden yaşça büyük olan ablanın "bu çay çok açık, ben böyle içemem" muhabbetine girmesine de hasta oldum. sanki aile çay bahçesi, sanki ev oturmasına bahçe sefasına gelmişiz. hayır madem o çayı içemezsin neden içiyorsun. hadi çay içip içmemen de beni alakadar etmez de, bu yaşına gelmişsin affedersin ama dinozor kadar kadın olmuşsun, o ortamda nasıl davranılacağını bilmiyorsun. bu yetmezmiş gibi tuzsuzlandıkça tuzsuzlandın be ablacım, biraz sussaydın iyiydi yani. susup orada bir saat adabınla oturabilseydin, ben seni bize davet eder çayını da istediğin gibi demlerdim de ayrıca. ayıp oldu açıkçası, gerçi sen nerden bilicen.
son olarak ta, ani bir şekilde hayatını kaybeden Hüseyin abiye de Allah'tan rahmet diliyorum. nur içinde yatsın inşallah. herkese iyi geceler.
 
↑Yukarı