9 Ocak 2013 Çarşamba

yazmayalı çok oldu ifadesi

bloga yazı yazmayalı yine çok uzun zaman oldu. üzerimde nasıl bir tembellik varsa artık, üç cümle yazıp ekrana boş boş bakmaktan başka bir girişimde bulunamadım yeni yayın için. en son yazı yazdığım tarihten sonra kardeşimi askere gönderdik, ıspartaya yemin törenine gittik, ıspartada öyle bi üşüdüm ki bursaya geldiğimde soğuğuna kurban olasım geldi, sonra bademciklerim şişti, hastalıktan süründüm, sürüne sürüne işe gittim, yaklaşık 30 adet antibiyotik hap yuttum ve her seferinde "yani insan bi düşünür, ben su içemiyorum boğazım acıdığı için bu kocaman ilaçları nasıl yutayım olm ya" diye ilaç firmalarına isyan ettim, sonuç olarak hala biraz bademciklerim acıyor ve ben hala o kocaman antibiyotikleri yutuyorum. resmen vücudumdaki mikrop benden daha kuvvetli çıktı ve beni yenip duruyor.
yeni yıla da hasta girmiş bulundum böylece ama "yeni yıla nasıl girersen bütün yıl öyle geçer yea" inancı taşıyanlardan değilim çok şükür. ben sadece hıdırellez günü leyleği havada görürsem bir dahaki hıdırelleze kadar hep gezeceğime inanıyorum sadece. inancım bu kadar. bugüne kadar da leyleği hiç havada görmediğim için evdeki minderden farkım yok. çalışmadığım zamanlarda nette online değilsem kesin ya uyuyorumdur ya da koltuğa yapışmış tv izliyorumdur. hayattan aldığım keyif te bu kadarcık. ne gerek var kendimi sokağa atıp bedenimi yormaya. aslında çalışmak için her sabah erkenden uyanmak ta çok saçma ama işte kendi ihtiyaçlarımı karşılamak için bile olsa ÇALIŞMAK ZORUNDAYIM! hayat çok zalim, her gün sıcacık yataktan çıkıp işe gitmek çok acımasız bi duygu. biliyorum, herkes benimle aynı fikirde. gelin sarılıp ağlayalım olm.
sigaraya gelen zammı yine kınıyorum. olm sanki tekel bayiden sigara almıyoruz da torbacıdan uyuşturucu alıyoruz gibi hissediyorum bu fiyatlarda. insaf ya. resmen memleketin giderini biz karşılıyoruz ödediğimiz vergilerle. bi dahaki seçimlerde akıllı davranıp sigara kullanan birine oy verelim bakın. halden anlar en azından. bu ne ki böyle, kapalı alanlarda içme, dur ben fiyatları öyle anasının gözü gibi yükselteyim de paran yoksa yine içme. e napıcaz peki? çayırdan çimenden ot mu yolalım da sarıp içelim? var mı bi önerisi olan?
film izlemeyen bi dangalaktım, artık ara sıra film izliyorum. midnight in paris'i çok sevdim mesela. ilerleyen zamanlarda tekrar tekrar izlemeyi düşünüyorum hatta. izlemeyen varsa şiddetle öneririm. filmi anlat konusu ne falan diyen varsa avucunu yalar çünkü film/dizi/kitap anlatma konusunda berbat biriyim. öyle ki, filmi ortasından anlatmaya başlarım, sonuna yaklaşınca başını anlatmayı unuttuğumu hatırlarım, başını anlatırım sonra sonunu getiririm ve benim sevgili dinleyicim oracıkta beni doğramak ister. doğramak demişken, yan dükkan komşumuza acayip gıcık oluyorum yine. adam bazen gözüme sevimli gözüküyor, bazen de bi çay kaşığı suyla boğasım geliyor. bence dükkanını taşısa çok mantıklı bi karar vermiş olur çünkü ben onu gördükçe darlanıyorum. bırak pasajda dolaşmasını, nefes alması bile bana batıyor.
her neyse, fazla gevezelik etmiyeyim gece gece. kısacası anlatıcaklarım bu kadardı. üç cümleden sonrasını getirebildiğim için kendimi tebrik ediyorum. şimdilik herkese iyi geceler, kocaman öpüyorum okuyan herkesi.

2 kişi olaya son noktayı koymuş:

cfusun dedi ki...

İlaç firmalarına bende çok kızarım içerken yaptınız madem adam gibi yapında kokusundan
insanın midesi bulanırken,birde
boyutuyla uğraşmayalım dimi:)

wodka dedi ki...

@cfusun: kesinlikle haklısın.

 
↑Yukarı